Açıksözlü olmakla hakaret, kırıcılık arasında fark olduğu söylenir genelde. Vah vah, Tüh tüh diye acırlar bu insanlara..
Çünkü;
Açıksözlü olmayanlar, düşünceli insanlarmış. (!) Düşünüp konuşuyorlarmış. İnsanları kırmamaya çalışıyorlarmış. İnsanlara değer veriyorlarmış. Yüce (!) insanlarmış.
Hepsi palavra. (BENCE)
Kimsiniz de düşünüyorsunuz. Haddinize mi insanların bir şeyi hakaret olarak görüp görmediğine karar vermek?.
Haddinize mi insanların neye kırılıp kırılmayacağının kararını vermek?
Düşüncelisiniz ya. (!)
Haddinizi aştınız diyelim. Empati (!) yaptınız. Sonra ne yapıyorsunuz?
Tabi ki yalan söylüyorsunuz. (kıvırmak).
Yalanın beyazı olmaz. BENCE.
Hani çok düşüncelisiniz ya.
Empati yapıyorsunuz.
Peki empatinizde "bu yalanları" duyduğunuzda mutlu mu oluyorsunuz? Önemsendiğinizi mi hissediyorsunuz?
Kırmamak için ne kadar yalana göz yumuyorsunuz?
Tamam. Diyelim mutlu oluyorsunuz.
Peki başkalarının bu yalanlardan mutlu olacağı hadsizliğiniz sonrasında ne oluyor?
Yalancı olduğunuz için hayatınızdan çıkacak kişiler de oluyor.
Dürüst olduğunuzda hayatınızdan çıkan kişiler olduğu kadar yalancı olduğunuzda da hayatınızdan çıkan kişiler oluyor.
Yani konu sizin neyi tercih ettiğiniz ve karşı tarafın ne beklediği.
"Dürüst olduğum için hayatımdan çıktılar" da diyebilirsiniz.
"Ben onu çok önemsemiştim. Ama bunu anlamadı, o yüzden gitti" de diyebilirsiniz.
"Dürüst olduğum için hayatımdalar"
"Yalancı olduğum (düşünceli) için hayatımdalar"
biçiminde de ortaya çıkabilir.
İki taraf da kendini haklı görüyor..
Bu yüzden çok da umursamamalı.
Aynaya baktığında kendinden utanmamalı.
Kaç milyar insan var.
Dürüstlük isteyenler de yalan isteyenler de bir şekilde buluşur :)