Sınır sorunlarından kaynaklanan konular bambaşka yalnız. Benim burada bahsettiğim sağlıklı sınırlar çizilse bile karşılaşabildiğin kötülükler. Hatta sınır sorunları özelinde bakarsam da bir başkasını kötülüğüyle yüzleştirmek benim sorumluluğum değil. O raddeye geçerek bakarsam, örneğin biri benim iyiliğime karşılık bana kötülükle cevap verdiyse ve ben iyilik adı altında onu yaptığı kötülükle yüzleştirmeye çabalarsam - ki birkez kötülük göstermiş kişi benim bakış açıma göre bunu bilinçli yapmıştır ve yüzleştirmem sonucunda yine kötülük yapma ihtimali yüksektir - kendime saygısızlık yapmış ve enerjimi gereksiz bir efora sarfetmiş olurum.
Sonuç olarak; iyilik yapmaya devam etmek aslında marifet değil bence, olağan durum. Olağan durum dışına çıkanlar, yani kötülük yapanlar benim sorumluluğumda değil. Hayatımın dışına itmek benim yapabileceğim en doğru şey.
En başta bahsettiğim şey şuydu ki, ben saf olduğum için değil, bilinçli bir tercihle iyiyim. Kin tutmuyorum, hesap sormuyorum, yoluma devam ediyorum. Anlamsızlık içerisinde tercih ettiğim anlam bu. Bu yüzden doğaçlama tiyatroyu da seviyorum. Doğaçlama tiyatrodaki en temel kural devam etmektir. Uyumlu veya uyumsuz olması önemli değildir, devam etmek tek meseledir.
Hayata da böyle bakıyorum sonuç olarak. İyi saydığım şeylere devam ediyorum bu sebeple, kötü - olumsuz şeylerle ilgilenmiyorum.