𝗘𝘁𝗻𝗶𝗸 𝗖̧𝗼𝗴̆𝘂𝗹𝗰𝘂𝗹𝘂𝗸
Etnik Çoğulculuk (Ethno-Pluralism), farklı etno-kültürel grupların kâğıt üzerinde "eşit" olsa da (Yani herkes doğuştan gelen bir hak olan — ve tek bir hak olan — mülkiyet hakkına sahip olsa da) kendi "farklı olma", kendi kaderini tayin hakları ve kendi içsel homojenliklerini kaybetmemeleri için birbirinden ayrı yaşaması gerektiği fikrinin savunusunu yapmak anlamına gelir.
Bu durum Kuzey Atlantik'in iki yakasında da bir hayli mevcut olan Çok Kültürlülük tavrının reddi demektir (Bu yerlerde kültürel homojenlik yok edilmiş, örgütlenme özgürlüğü ve farklı insanların, toplulukların, kültürlerin ve geleneklerin gönüllü ve fiziksel olarak ayrıştırılmasının yerini, her yere yayılmış bir zorunlu sosyal entegrasyon sistemi almıştır) ve gerçek "çeşitlilik" ile "ırkçılık karşıtlığı" aslında "her halkın kendi anayurdunda kendi grup kimliklerini koruma ve yüceltme hakkına sahip olması" şeklinde gerçekleşmelidir.
Etnik çoğulculuk, farklı etnik grupların bir arada yaşamasının istenir veya başarılabilir bir şey olmadığına olan inançla savunulur. Bu tür bir politikanın uygulanması, bu gruplara mensup "illegal" göçmenlerin sınırdışı edilmesi, legal olan göçmenlerin ise yaşam standartlarının düşürülmesi yoluyla etnik grupların zorunlu olarak birbirinden ayrılması sonucu gerçekleşecektir. Serbest göç büyük ölçüde zorunlu entegrasyondur. Ayrılma, daha küçük bölgelerin kendi kabul standartlarına sahip olmasına izin vererek bu sorunu çözer.
Kısacası farklı grupların "eşit" olması ama birbirinden ayrı olarak yaşamaları Etnik Çoğulculuktur. Etnik grupların "farklı olma hakkını" koruyan, kendi kaderini tayin hakkını gözeten ve kendi iç etnik ve kültürel homojenliklerini kaybetmesine engel olacak bir fikirdir. Ve tabii ki, etnisite ile kültür arasında indirgenemez ve koparılamaz bir bağ vardır.
Etnik Çoğulcu Ayrılıkçılığın (en azından büyük oranda) çatışma yaratmamasının nedeni ona gücünü veren homojenliğidir: dilsel ve kültürel ortaklık, mütekabiliyet kültürü, karşılıklı güven ve topluluk ruhu. Tüm bunlara sahip olan bir toplum harika bir toplum olacaktır ve bunlar asla Çok Kültürlü bir toplumda vuku bulamaz.
İşte bu yüzden ayrılıkçı Etnik Çoğulculuğun, zorunlu entegrasyoncu Çok Kültürcülüğe tercih edilmesi gerekir. Çünkü zorunlu entegrasyon (desegregasyon otobüsleri, kira kontrolleri, ayrımcılık karşıtı yasalar ve serbest göç gibi önlemlerde de görüldüğü gibi) her zaman gerilim, nefret ve çatışma yaratır. Bunun aksine, gönüllü ayrışma sosyal uyum ve barışa yol açar. Zira farklı gruplar birbirlerinden ayrı yaşayarak farklılıklarını korumakla ve kendi etno-kültürel homojenliklerini koruyup çatışma durumundan kaçmakla kalmazlar, (kendilerinden farklı) diğer halklarla gönüllü mübadelede de bulunurlar. Sonuçta bir kişi veya grupla birlikte yaşamak istemeyebilir ama birlikte ticaret yapmak isteyebilirsiniz. Aslında kültürel, ırksal, etnik veya dini açıdan farklı insanlar arasında barışçıl ilişkileri — serbest ticareti — mümkün kılan, tam da insan birlikteliğinin ve ayrılığının mutlak gönüllülüğüdür — herhangi bir zorla entegrasyon biçiminin yokluğudur.
Görüldüğü gibi; Ayrılıkçılık, zorunlu entegrasyonda olduğu gibi kültürlerin seviyesini aşağı doğru teşvik etmek yerine, işbirliğine dayalı bir kültürel seçim ve ilerleme sürecini teşvik eder. Yüzyıllar süren merkezileşme sürecinde yüzlerce farklı kültür yok edilirken, ayrılıkçılık; etnik, dilsel, dinsel ve kültürel çeşitliliği arttırmakla kalmaz, merkezileşmenin bir sonucu olarak ortaya çıkan zorunlu entegrasyona son vererek sosyal çekişme ve kültürel düzleşmeye de son verir, farklı ve bölgesel olarak ayrı kültürlerin barışçıl, işbirliğine dayalı rekabetini de teşvik eder.
Biz Liberteryenlerin — Avrupa Yeni Sağının olduğu gibi — radikal etnik çoğulcular olması gerekiyor. Bu fikir bizim ayrılıkçı emellerimizle de büyük ölçüde örtüşüyor.
Evet abi, paylaştıktan sonra fark ettim. delete.nostr.net'ten silmeyi denedim ama olmadı. Ben de böyle bıraktım.
"Hükümet ilkesinin — yargı tekeli ve vergilendirme yetkisi — adil olarak kabul edilmesi hatası bir kez yapıldığında, hükümet gücünün sınırlandırılması ve bireysel özgürlük ile mülkiyetin korunmasına ilişkin her türlü düşünce hayali olacaktır."

"Bir Devlet kurumu, özel mülkiyet ve özel mülkiyete dayalı girişim ile praksiyolojik olarak bağdaşmaz."

"Kötü davranışlar sergileyen veya çürük bir karaktere sahip olan kişiler (herhangi bir suç işlememiş olsalar bile), kısa sürede kendilerini her yerden ve herkes tarafından kovulmuş bulacak ve medeniyetten fiziksel olarak uzaklaştırılmış dışlanmışlar haline geleceklerdir."

"Annem, komünist kamulaştırmaların diğer birçok kurbanı gibi, mülkünün iadesini istedi ve umut etti... Ancak, çoktandır bildiğim ve doğru bir şekilde tahmin ettiğim gibi, bu gerçekleşmeyecekti. Ortada adalet falan olmayacaktı."

"Etnik olarak homojen toplumlarda demokrasi düzenli olarak sınıf savaşına, bu da ekonomik krize, bu da diktatörlüğe yol açar."

"Zorunlu entegrasyon; desegregasyon otobüsleri, kira kontrolleri, ayrımcılık karşıtı yasalar ve 'serbest göç' gibi önlemlerde de görüldüğü gibi, her zaman gerilim, nefret ve çatışma yaratır. Bunun aksine, gönüllü ayrışma sosyal uyum ve barışa yol açar."

"Bu alanda gerçekten de bir tehdit var… Organize Anti-Anti-Semitizmin acımasız despotizmi. Korkutucu ''Anti-Semit'' damgasını güçlü bir silah olarak kullanan profesyonel Anti-Anti-Semit, günümüzde ve çağımızda, bu etiketi halkın zihnine silinmez bir şekilde yerleştirerek aynı fikirde olmadığı herkesi yaralayabilmekte ve yok edebilmektedir."

"Devlet, nihai karar almanın bölgesel tekelini uygulayan bir
kurumdur. Yani, kendi içindeki çatışmalar da dâhil olmak üzere her türlü çatışma durumunda nihai
hakemdir ve kendisinin üstünde ve ötesinde hiçbir başvuruya izin vermez."

"Devletçilik tarihinin uzun dolambaçlı yolundan çıkarak bir özel hukuk toplumunun kurulması, normal olana, eski ve tanıdık bir şeye dönüş gibidir."

"Ancak sayısal büyüklükten daha önemli olan ayrılıkçıların dayanışmasıdır. Ayrılıkçılara (ya da bağımsız küçük devletlerin sakinlerine) güç veren şey çeşitlilik değil, homojenliktir: dilsel ve kültürel ortaklık, mütekabiliyet kültürü, karşılıklı güven ve topluluk ruhu."

"Eğer küreselci bir programı geliştirmek istiyorsanız, küresel sorunlar icat etmek zorundasınız."

"Devlet vatandaşlarına 'bir başkasını kaçırmayın ya da köleleştirmeyin' der. Oysa Devletin kendisi, vatandaşlarını askere alırken tam da bunu yapmaktadır."

"Devlet gücünün genişletilmesi ve rakip sömürü merkezlerinin ortadan kaldırılması için birincil araç, savaş ve askeri hakimiyettir."

"Demokratik ortamda yeni bir insan sınıfı, yani mesleği, bazılarının mülklerini diğerlerinin (en başta da kendilerinin) yararına kamulaştırmak üzere tasarlanmış kanun, kararname ve vergileri önermek ve teşvik etmek olan politikacılar ortaya çıkar."

"Hükümet yöneticileri açısından, aile içi meselelere müdahale edebilme kabiliyetleri, kendi iktidarlarının nihai ödülü ve zirvesi olarak görülmelidir."

"Bizi koruması gereken Devletler, sadece 20. yüzyılda 170 milyon kişinin barış zamanında ölmesinden sorumlu olan kurumlardır; bu rakam muhtemelen tüm insanlık tarihindeki özel suç kurbanlarından daha fazladır."

"Demokrasi, sadece kötü ve tehlikeli adamların hükümetin tepesine çıkmasını âdeta garanti altına alır."

"İnsanlığın ebedi güvenlik sorununa ilişkin liberal çözüm — anayasal olarak sınırlı bir hükümet — çelişkili ve praksiyolojik olarak imkansız bir idealdir."
