Replying to Avatar Arda Uludag

1870'lerin sonuna kadar parlamenter sistemler kitlelerden ziyade "seçkinler"in meselesi olmuştu. Bunun açık ara en bariz örneği, 1860'ların parlamentosuna büyük toprak sahibi ailelerden gelen erkeklerin önemli ölçüde hâkim olduğu Büyük Britanya'ydı. Ancak Fransa'da da 1870'lerin başımda Chamber'nın (Yasama meclisi) üçte biri aristokratken, Almanya'da Reichstag'ın dörtte biri soylulardan oluşuyordu. Parlamentolar da bu duruma uygun hareket ediyor, sık aralıklarla toplanmayıp mesailerinin üçte ikisini bütçe tartışmalarına ayırıyorlardı. Kitleler de 1870'lerde bu türden bir liderliği normal karşılamaktaydı. Çoğu ülkede oy kullanma hakkı sınırlandırılmıştı. 1860'larda İtalya'daki liberaller, kendilerine oy hakkı tanınması durumunda kitlelerin din adamlarına ve radikal demokratlara oy verebileceğine dair muhtemelen haklı bir endişe taşıdıklarından, burada oy kullanma hakkı nüfusun yüzde 20'siyle sınırlıydı. Ancak her yerde büyük bir ilgisizlik hâli söz konusuydu. Fransa'da erkeklere tanınan genel oy hakkı örneğinde, seçmenlerin üçte biri oy verme zahmetine girmiyordu. Bolonya'da seçmenlerin sadece yüzde 10'u, Prusya seçimlerinde sadece yüzde 25'i, St. Petersburg şehir meclisi seçimlerinde 21.000 kişilik potansiyel seçmenin sadece yüzde 8'i oy kullanmıştı. Yine de bu katılım eksikliği 1880'lerde azaldı ve "kitleler" oy verdikçe, liberal seçkinler de bozguna uğradılar. 1877'de Stettin-Uckermünde'de seçmenlerin yüzde 31'i oy kullandığında, bölge ulusal liberalizme geçti. 1879'da bu sefer seçmenlerin yüzde 49'u oy kullandığında muhafazakârlaştı ve 1884 seçimlerinde seçmenlerin yüzde 70'i oy kullandığında da sonuç aynı kaldı. Bu, kitlelerin 1870'lerdeki hâkim liberal öğretilere karşı başkaldırışının işaretiydi.

~Norman Stone, Dönüşen Avrupa syf. 57

Seçim hakkı sınırlıyken, seçmenlerin de politika sikinde değilken Dünya çok daha güzel bir yerdi. Politize olmak, siyasallaşmak ve demokratikleşmek bizi bitirdi. Seçimlerin ve demokrasinin kimsenin sikinde olmadığı, herkesin çok daha üretken olduğu o zamanlara geri dönmek, hatta daha da ilerisine gitmek gerek. Siyaset üretken bir alan değil, üretenlerden çalma alanıdır. O yüzden ne kadar çok siyasallaşmak veya demokratikleşmek, o kadar fazla üretkenlikten uzaklaşma demektir. Oy verme eylemine vatandaşlık görevi diyen herkesin amına koyayım.

Reply to this note

Please Login to reply.

Discussion

No replies yet.