"Amerikan tarih yazımında en çok kutsallaştırılan figürün, merkeziyetçi "demokrasinin" ve güçlü üniter ulus-devletin Büyük Aziz'i olması tesadüf değildir: Abraham Lincoln... Lincoln, bireysel ve yerel özgürlüklerin asla geri kazanılamadığı korkunç üniter ulus-devleti yarattı."

"Demokrasi dar görüşlülüğü, sermaye israfını, sorumsuzluğu ve ahlaki rölativizmi teşvik eder."

"Etrafımızdaki ahlaki yozlaşma ve kültürel gerilemenin — medeniyetsizleşmenin işaretleri — hepsi olmasa da çoğunun refah devletinin ve onun temel kurumlarının kaçınılmaz ve önlenemez sonuçları olduğu artık anlaşılmış olmalıdır."

"Mülkiyet ve mülkiyet ilişkileri, aileler ve akrabalık ilişkilerinden ayrı olarak var olmaz."

"Özgürlük ve mülkiyet arasında, kişinin şahsı ve maddi varlıkları üzerindeki mülkiyet haklarının savunulması arasında bir ikilik olması gerekmez. Amerikan devrimcileri, liberteryen düşünceye, siyasi ve ekonomik haklara ve her zaman "Özgürlük ve Mülkiyet” e olan temel bağlılıklarının ortaya koyduğu gibi, tam da bu varsayımlara göre hareket etmişlerdir."

"Büyük bir aileye sahip olmak için son bir neden daha var: intikam. Aileden nefret edenlerden, çevrecilerden, kürtaj lobisinden, modernitenin yozlaşmasından intikam almak."

"Özgürlüğün temeli ve köşe taşı özel mülkiyet kurumudur."

"AB, tüm ulusal kimlikleri ve tüm sosyal ve kültürel uyumu aşındırmak ve nihayetinde yok etmek için bir haçlı seferi yürütmektedir."

"Demokrasiye güvenmeyin ama diktatörlüğe de güvenmeyin. Bunun yerine, umudunuzu radikal siyasi ademi merkeziyetçiliğe bağlayın."

"Günümüzde eşitliğe duyulan saygı, aslında insan düşünce tarihinde çok yeni bir kavramdır. Filozoflar ya da önde gelen düşünürler arasında bu fikir on sekizinci yüzyılın ortalarından önce neredeyse hiç mevcut değildi; bahsi geçtiyse de bu sadece bir korku ya da alay konusuydu."

"Günümüz muhafazakarlarının yakındığı aile parçalanması, ahlaki ve kültürel çürüme büyük ölçüde modern refah devletinin ailelerin ekonomik temeli olan haneleri (mülkleri) erozyona uğratması ve yok etmesinin sonucudur."

"Devlet, saldırgan güç ve boyun eğdirmenin bir sonucudur. Tıpkı bir haraç çetesi gibi, sözleşmeye dayalı bir temeli olmadan gelişmiştir."

"Eşitlikçilik ile gelirin, servetin ve sosyal konumun zorunlu olarak yeniden dağıtılması, yani böl ve yönet politikası, bir Devletin kontrolünü elinde bulunduran bir yönetici sınıf olmanın bir parçasıdır ve bunu gerektirir."

"Hangi gerekçeyle sınırsız, "serbest" göç hakkı olmalıdır? Hiç kimse, halihazırda başkası tarafından işgal edilmiş bir yere, mevcut işgalci tarafından davet edilmediği sürece taşınma hakkına sahip değildir."

"Hükümetin gücü sistematik olarak azaltılmalıdır. Tüm sosyal yardımlar kaldırılmalıdır. Sosyal yardımlar, normalde aile içinde var olan dayanışmayı parçalayan kurumlardır."

"Sürekli ve acımasız ayrımcılık olmadan, liberteryen bir toplum hızla aşınır ve refah devleti sosyalizmine dönüşür."

"Günümüz muhafazakârlarının çoğu, özellikle de medyanın gözdeleri, muhafazakâr değil sosyalisttir — ya enternasyonalist türden (yeni ve neo-muhafazakâr savaş-refah devletçileri ve küresel sosyal demokratlar) ya da milliyetçi türden."

"Batı'nın tarihi ve Batı dünyasının insanlık tarihindeki olağanüstü rolü, Batı'ya özgü iki entelektüel katkı ile iç içe geçmiştir: Yunan rasyonalizmi ve Hıristiyanlık."

"Nihai karar alma mekanizmasının vergilerle finanse edilen tekelleri olarak devletler, saldırgan davranışlarla ilgili maliyetleri başkalarına, yani talihsiz vergi mükelleflerine yansıtabilir ve dolayısıyla hem kendi halklarına hem de "yabancılara" karşı daha saldırgan olma eğiliminde olurlar."

"Tamamen özelleştirilmiş liberteryen bir düzende serbest göç hakkı diye bir şey yoktur. Özel mülkiyet, sınırlar ve mal sahibinin istediği zaman dışlama hakkı anlamına gelir."
