Avatar
ERK
28b1197752de4bcf9eb04ed044d045d75fede8c5685529a3f415dc325b85e927
Küfre yaklaştıkça inancım artıyor !

"Yoksa sen, onların çoğunun gerçekten söz dinleyeceğini yahut akıllanacağını mı sanıyorsun? Gerçekte onlar hayvanlar gibidir, hatta gidişçe daha sapıktırlar."

44. Ayet

Çalış çalış çalış #Bitcoin istifle

YIKILMA SAKIN !

Fevkalade Memnunum Dünyaya Geldiğime ⚡⚡

#İstiklâlMarşıİdeologi

Şöyle bir yorgunluk var üstümde

Replying to Avatar untreu

always

Zırlamaya başladılar. Neymiş kısıtlanmış🤣

Kısıtlanacak şeylere bel bağlayanların beli kırılır

Gün doğdu uyandık, siperler boş

Merhaba Canım

ben az konuşan çok yorulan biriyim şarabı helvayla içmeyi severim hiç namaz kılmadım şimdiye kadar annemi ve allahı da çok severim annem de allahı çok sever biz bütün aile zaten biraz allahı da kedileri çok severiz

hayat trajik bir homoseksüeldir

bence bütün homoseksüeller adonistir biraz

çünki bütün sarhoşluklar biraz freüdün alkolsüz sayıklamalarıdır

siz inanmayın bir gün değişir elbet güneşe ve penise tapan rüzgarın yönü çünki ben okumuştum muydu neydi biryerlerde tanrılara kadın satıldığını

ah canım aristophones

barışı ve eşek arılarını hiç unutmuyorum

ölümü de bir giz gibi içimde ölümü tanrıya saklıyorum ve bir gün hiç anlamıyacaksınız

güneşe ve erkekliğe büyüyen vücudum düşüvericek ellerinizden ve bir gün elbette zeki müreni seveceksiniz (zeki müreni seviniz)

Arkadaş Zekai Özger

Replying to Avatar arsenianataa

İpekten Zincir

"Beni böyle bağlayan nedir? Fenris kurdunun vurulduğu zincir neler ile yoğrulmuştu? Toprakta yürürken, kedinin bacaklarının çıkardığı gürültüden, kadınların sakallarından, kayalıkların köklerinden, ayının çimeninden, balıkların nefesinden ve kuşların salyasından. Bu zincir, müthiş esnek, ipek gibi yumuşak, en sert gerilimlere boyun eğiyor, ve kullanılmaktan aşınıp eğrilmiyor"

Yine günün 10 saati boyunca uyluklarımı kırıp o turuncu plastik sandalyede oturdum. Annelerinin, etraflarında gördükleri her şeyi içine alma isteğine karşı koyamaması ile bir kaza eseri dünyaya gelmiş sıçmık ork sürüsüne, iğrenç kokuları ve pis tavırlarına yine günün 10 saati boyunca uyluklarımı kırıp o turuncu plastik sandalyede oturarak maruz kaldım. İçimdeki parlamanın bir hüzmesini bile gözlerine yansıtabilsem sonsuza dek kör bırakabileceğim o piç kurularına, o uslanmaz hayvanatlara ve kötülüğe hayatları boyunca unutamayacakları bir ders vermeyi nasıl da arzuluyorum! İçimde sinmiş, engerek gibi kıvranmış ve her an karşılaşacağım her karşı hamleye rağmen onlara o dersi vermek için, amacı sayesinde var olan öfkem, her gün 10 saat boyunca kara ve kaba elleriyle zarif, kemikli ve beyaz yüzüme vuracakları darbelere karşı amansız bir umursamazlık kalkanı örmek için uğraş veriyordu. Ayrıca benliğimi yitirmeme sebep olan, içten kemiren, çökerten ve yıpratan 10 saat. Böyle biri, onlar gibi biri olmadığımın en büyük kanıtı içimdeki öfkeyi yazıya dökmem olmamdır. Zayıf, narin ve iyi birisiydim ben. Belki de zayıf olduğu için iyi olan biri. Kendine karşı dürüst, iyi olmaya çalışan biri. Onlar ise aç köpekler gibi üzerime üşüşmüş vaziyetteydiler. Hastayım. Boğazım yorucu, susuz bırakan ekşimsi bir acıyla kavruluyor, tıkanık burnum nefeslerimi kesintiye uğratıyor. 18 yaşıma karşın her bağlamda bitik, zayıf biriyim artık. Ne bir adam, ne bir çocuk. Sadece birisi. Bir ara formdan farksız aslında. Bir şey olmayı başaramayan o kişi. Kendini sevemedikten sonra başkalarından farklı tepkiler bekleyen, vasıf edinememiş bir ara form. Bileklerim ipince, bir kalem kadar hem de inanır mısınız? tehditkar tek yönüm ince dudaklarımla gölgeli gözlerim galiba. Metafiziksel anlamda gösterdiğim tepki şiddeti, acınası fiziki faktörlerimle ters bir orantı halinde seyrediyor. Özellikle de ergenlik döneminde bu durum gücünü arttırdı. Bazen öyle hummalı öfke krizlerine tutuluyorum ki! Boyun kaslarım kendiliğinden seğiriyor, beynim kıvılcımlar saçıyor, en çokta kalbim kontrol edilemez çarpıntılarla vücudumu sarsıyordu. Kanım öylesine hızlı akıyordu ki, her şeye rağmen tek avantajım olan gençliğim vardı. Mart gecesi yeryüzüne sinsice çökerken kaygılı rüyalar, huzursuz düşünceler, korkulu önseziler ve izahı zor vesveselerle boğuşmakla geçen vahşi, yıpranmış, nefret dolu ve kurumlar arasında harcana gelen gençlik.

Zinciri her defasında daha da sertçe, kurtulana kadar germeye, var olmaya ve şu ana kadar kazandığım bağışıklığı geliştirmeye devam edeceğim.

Yerküreye geldik bir kere isteklerimiz, arzularımız var. Arzularımızın sınırı da yok gibi... Savaşmaktan, mücadele etmekten başka yolu yok. Arzularımız için zahmet ve eziyet çekeceğiz. Biraz çakkallık öğreneceğiz zaman geçtikçe..

İstiyorsan, arzuluyorsan kapacaksın