Karmak etki falan olur yani
Aşkım aslında ben takıntılı bir kindar değilim. Benim olayım travma sonrası çıkan sezgisel liderliğin verdiği hazzı hissetme olayı sen istersen empat dalan de yine ama
Özlem Tekin hzlerinin de dediği gibi bana bi’şey olmaz
Canımcım benim için yaptığını yanına bırakmak iyilik olduğundan öyle yazdım. Ama senin ne söylemek istediğini anlıyorum. Tarzım değil. Duyguları incitmekte gasp benim için, tüm duygu istismarları da idamla cezalandırılmalı benim için. İnsanı dışarıdan değil içeriden öldüren her şey müebbet yemeli.
Bazen kendimi kötü güçleri olan bir cadı bazen de kafasındaki her şey gerçekleşen olağanüstü güçleri olan bi savaşçı gibi hissediyorum.
Eğer cadıysam Arthur bana aşık olsun, savaşçıysam da kan değil yanık insan eti kokusu istiyorum teşekkürler.
Bence tüm bunlara rağmen kendini koruyan sınırlar çizmek ve sana kötülük yapıldığında nasıl sonuçlarla karşılaşılabileceği hakkında insanları bilgilendirmek hem kendimiz hem de karşımızdaki insanları korumak için yapılmış en büyük iyiliktir ve çizilmesi en mantıklı sınırdır. Enerjimi adalet sağlamak için harcamayacaksam yeni yaralar açsın diye taze kötülere mi harcicam? Eden ettiğini mecbur çekecek evrene hizmet etmek vazifemiz. Kötüye iyilik enayiliktir.
Ardışık tekrarlayan durumlar genelde sınır çizememekten kaynaklanır. Ve hesap sormak birini mutsuz etmek değil yaşattığıyla yüzleştirmek anlamında. ( benim tarzımı tavsiye etmiyorum benimki çok başka bir boyut sabrın ve birikimin sonrası)
Emeğine saygı duymakla beraber başına gelen çoğu şeyin de yapılanın hesabını sormamandan kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Nasıl iyilik bizim için yaratıldıysa kötülükte bizim için yaratıldı. İyilik ve kötülük diğer durumlar gibi bir tercih meselesi fakat en önemli mesele bunu ne zaman, hangi olaya karşı, hangisini seçeceğindir. Her duygunun fazlası zarar, dozunda tüm duyguları yaşayabilmek seni sağlıklı insan yapar.
Sona geldik, sonunda her şeyi hallettim diyorum bi bakmışsın daha yaşadığım ne saçma sapan anılar var. Dur bunun da hesabını sorayım diyorum, giden ömür benden gidiyo. Ne biçim paradox bu?
