53
Gül
5352970002c029214879e14b31bf750fbe177ab2faaf35a5435d220c6f44fb64
Yürüyen Cenab-ı queen Şeytanın gözlerinin içine bakıp gülebiliyorum.

Kalemine sadakat, kendine sadakattir.

Aklı sıradan olmayanı bulsam anlatcam mevzuyu aslında

Aşkım aslında ben takıntılı bir kindar değilim. Benim olayım travma sonrası çıkan sezgisel liderliğin verdiği hazzı hissetme olayı sen istersen empat dalan de yine ama

Ayol benim içim güzel

Üstelik divanen delinim derken okun tam kalbe gelmemesi hangi zamandaki bükülme olayı ya

Was man sat, das wird man ernten yaa

Bazen kendimi kötü güçleri olan bir cadı bazen de kafasındaki her şey gerçekleşen olağanüstü güçleri olan bi savaşçı gibi hissediyorum.

Eğer cadıysam Arthur bana aşık olsun, savaşçıysam da kan değil yanık insan eti kokusu istiyorum teşekkürler.

Çocuklar arasındaki çatışmayı molotof atarak sonlandırma eylemi

Replying to Avatar Emre Yılmaz

Sınır sorunlarından kaynaklanan konular bambaşka yalnız. Benim burada bahsettiğim sağlıklı sınırlar çizilse bile karşılaşabildiğin kötülükler. Hatta sınır sorunları özelinde bakarsam da bir başkasını kötülüğüyle yüzleştirmek benim sorumluluğum değil. O raddeye geçerek bakarsam, örneğin biri benim iyiliğime karşılık bana kötülükle cevap verdiyse ve ben iyilik adı altında onu yaptığı kötülükle yüzleştirmeye çabalarsam - ki birkez kötülük göstermiş kişi benim bakış açıma göre bunu bilinçli yapmıştır ve yüzleştirmem sonucunda yine kötülük yapma ihtimali yüksektir - kendime saygısızlık yapmış ve enerjimi gereksiz bir efora sarfetmiş olurum.

Sonuç olarak; iyilik yapmaya devam etmek aslında marifet değil bence, olağan durum. Olağan durum dışına çıkanlar, yani kötülük yapanlar benim sorumluluğumda değil. Hayatımın dışına itmek benim yapabileceğim en doğru şey.

En başta bahsettiğim şey şuydu ki, ben saf olduğum için değil, bilinçli bir tercihle iyiyim. Kin tutmuyorum, hesap sormuyorum, yoluma devam ediyorum. Anlamsızlık içerisinde tercih ettiğim anlam bu. Bu yüzden doğaçlama tiyatroyu da seviyorum. Doğaçlama tiyatrodaki en temel kural devam etmektir. Uyumlu veya uyumsuz olması önemli değildir, devam etmek tek meseledir.

Hayata da böyle bakıyorum sonuç olarak. İyi saydığım şeylere devam ediyorum bu sebeple, kötü - olumsuz şeylerle ilgilenmiyorum.

Bence tüm bunlara rağmen kendini koruyan sınırlar çizmek ve sana kötülük yapıldığında nasıl sonuçlarla karşılaşılabileceği hakkında insanları bilgilendirmek hem kendimiz hem de karşımızdaki insanları korumak için yapılmış en büyük iyiliktir ve çizilmesi en mantıklı sınırdır. Enerjimi adalet sağlamak için harcamayacaksam yeni yaralar açsın diye taze kötülere mi harcicam? Eden ettiğini mecbur çekecek evrene hizmet etmek vazifemiz. Kötüye iyilik enayiliktir.

Replying to Avatar Emre Yılmaz

Dünya kötü bir yer. İnsanlar yalancı, kaypak, arkasından sövdüğü insanın yüzüne bakmaktan ar etmeyen insanlarla dolu. Arkadaşlık nedir bilmiyor çoğu insan. Kendilerini sorgulamaktan acizler. Kolaylıkla manipüle oluyorlar ve etraflarındakileri de manipüle etmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Ve bazı insanlar için kötülük bir yaşam biçimi. Özünde ise kendilerini öncelemeleri geliyor.

Bunlar zaten bariz. Ancak bana ilginç gelen şey, iyi olmaya devam edenleri salak zannediyor olmaları. Ya da saf falan. En yakınımdekiler bile hep böyle davrandı. Benim iyi niyetimi her daim saflığımdan aldığımı zannediyorlar.

Hayır, ben iyiyim, çünkü iyilik iyidir. Kaybettiklerimin veya gördüğüm vefasızlıkların arkasından koşmadım, hiç bir zaman hiç kimseye de kin tutmadım.

Evet ben de insanlara kızabiliyorum, ancak bir kaç gün sonra insanız sonuçta diyerek çoğu kızlığımın üstesinden geliyorum.

Benim bu dünyada tek bir amacım var, o da sadece sevgi. Bunu hazla karıştırmamak lazım. Çoğu zaman, herhangi bir haz duymasam da insanlara iyilikle yaklaşmaya devam ediyorum. Bunun bana herhangi bir faydasının olup olmaması birşeyi değiştirmiyor. Nihilist inancım gereği böyle yaşamam gerektiğini düşünüyorum. Optimistik nihilizm, insanın amaçsız evrende varoluşunu kurgulaması için çok güzel araçlara sahip. Bunu insanların anlayamıyor olması ve kendilerinde bulabildikleri en yakın kategoriye dahil etmelerinden oluşuyor galiba bu durum. Özbenliğine odaklı değil, başkalarını da önemsiyor en az kendi kadar, demek ki hiç kandırılmamız, hiç zarar görmemiş bu durumdan, o halde bu kişi saftır gibi bir yanılgıya bu sebeple kolaylıkla düşülüyor belki de.

Ömrümün çoğusu yaptığım iyiliklerin karşılığı olarak çektiğim cezalar ve yediğim dayaklarla dolu. Marvel diliyle anlatmak gerekirse, bunların hiç biri benim villain olmam için motivasyon kaynağım olamadı, olamayacak. Hiç bir zaman bir hero da olamayacağım tabi ki, böyle bir derdim de yok. Ancak kategorize etmem gerekirse, bir zaman sonra dönüşeceğim şey büyük ihtimalle bir anti-hero olabilir. Yani dünyada sadece üç kategori bulunsaydı böyle olurdu.

Bunu yazıyorum, çünkü bazen yoruluyorum ve kendime bunu hatırlatmam gerekiyor. İfade etmek ise hala devam edebilmemi sağlıyor.

Neyse, nostr'ın güzelliğiyle micro-blog işini neredeyse bir bloga çevirdim. O yüzden susuyorum :) Uzun bir yazı hazırlayabilirim bunla alakalı bi ara.

Emeğine saygı duymakla beraber başına gelen çoğu şeyin de yapılanın hesabını sormamandan kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Nasıl iyilik bizim için yaratıldıysa kötülükte bizim için yaratıldı. İyilik ve kötülük diğer durumlar gibi bir tercih meselesi fakat en önemli mesele bunu ne zaman, hangi olaya karşı, hangisini seçeceğindir. Her duygunun fazlası zarar, dozunda tüm duyguları yaşayabilmek seni sağlıklı insan yapar.

Gergin bi gün muhataplarıma Allah yardın etsin ben etmem çünkü

Hesabını soramadıklarımı nasıl affedeceğim ben ?

Sona geldik, sonunda her şeyi hallettim diyorum bi bakmışsın daha yaşadığım ne saçma sapan anılar var. Dur bunun da hesabını sorayım diyorum, giden ömür benden gidiyo. Ne biçim paradox bu?

Safranın pahalı olmasının tek nedeni büyü ve muska için kullanılması bu arada

Kafayı benle bozmuş birini alacaktın kendine ne oldu o iş?

1200 sayfalık kitabımın konusu

Durmuyorum mk siz yerken hız kesmeden yiyodunuz alla alla