Thanks for coming. I hope you are satisfied. The remaining payment has been sent. We hope you come again 😂🤗
😂😂 Thank you.🤗🤗🤗🫂💙
Ok.
☕ & 🍬🍬
GM dear NOSTR 🌏😍🫂💙🤗🍀
Hello #zapathon 😂
Kim düşüncesiz iletişimlerde?
İletişimi "cümle" metaforu kullanarak anlatmak istiyorum.
"İnsanlar kırılır" fikrini "anlatım bozukluğu, yazım yanlışı" olan cümle olarak düşünelim.
Özne: İletişim kurmak isteyen kişi.
Yüklem: İletişim kurma nedeni.
Nesne: İletişim kurduğu kişinin verdiği karşılık.
Örneğin: Bir öznenin bir sorunu var. Sizinle iletişim kurmak istiyor. (nesne sizsiniz).
Nesne olarak öznenin neden iletişim kurduğunu bilmediğimizden kırılabilirler. Özne belli, yüklemi bilmiyoruz. Nesne olarak farklı yüklemlere göre kelime üretiyoruz. Yanlış cümle kurabiliyoruz.
Yüklem neler olabilir?
1- Sadece paylaşmak istediği için iletişim kurmuş olabilir. Siz yargılamaya başlarsanız kırılırlar. Yani yanlış cümle.
2- Tam tersi de olabilir. Fikir almak için iletişim kurmuş olabilir. Fikir vermek yerine dinlerseniz de kırılırlar. Kırılacak diye yalan söylerseniz de kırılabilirler. Yani yanlış cümle.
3- Fikrini soruyorum, cümlesinin altında "destekle beni" alt metni olabilir. Farklı düşündüğünüz için destek alamadığından da kırılabilirler. Yani yanlış cümle.
....
Bunun önüne geçmek için Özne ile birlikte yüklemi de yani niye iletişim kurulduğunu da bilmek gerekiyor.
Yüklemi açıklamak tabi ki öznenin sorumluluğunda. Ama özne yüklemi açıklamasa bile, yani devrik cümle kursa bile, doğru bir cümle (iletişim) kurmak isteyen nesne, Özneye yüklemini sorabilir.
En öncesinde ise, iletişimde özne mi nesne mi olduğumuzu belirlemek lazım.
Eğer nesne isek, özne için "Dinleyici olmamı mı istiyorsun? Farklı fikirlere ihtiyacın varsa fikrimi söylememi ister misin? Farklı fikirlere ihtiyacın mı var? Yoksa yaptığında kararlısın ve destek mi arıyorsun?" diyebilmeliyiz.
Özne isek, "Dinlemeni istiyorum, bu yüzden paylaşıyorum. Emin değilim, farklı fikirler duymaya ihtiyacım var, fikrini söyler misin? Farklı düşünce duymak istemiyorum. Ben kararımdan eminim. Destekliyor musun" diyebilmeliyiz.
Bu durumda, bu ayrıma göre iletişim kurulduğunda iletişim sorunların minimumda kalacağını düşünüyorum.
Önceki yazdığım not ile bu durumu açıklamak istiyorum.
Genelde ne yapıyor insanlar?
1- Nesne olduklarının farkında değiller. Öznenin yüklemi ile ilgili karar mercii olduklarını sanıyorlar. (Çoğu zaman yüklem belirli bile olsa), Hadlerini aşıyorlar. Özne oluyorlar. Sonra yine nesne oluyorlar.
2- Düşünceli (!) olduklarını düşünen insanlar nesne olarak da yine karşıdaki kişi adına karar verip, "gerçek düşüncemi söylemeyeyim de kırmayayım (!), destekleyeyim" diyorlar. Yalana başvuruyorlar.
3. Düşüncesiz (!) olarak nitelendirilen kişiler de benzer şekilde bir davranış sergileyebiliyor. Tek farkla. Nesne olarak yalana başvurmuyorlar.
Nesne, "yüklemi" doğru tahmin ettiyse, gerisi dürüstlük ve yalanda bitiyor. Ve beklentilerde.
Kim düşüncesiz iletişimlerde?
1. Nesne olduğu halde, özne gibi davranarak yüklemi belirleyenler
2. Nesne olarak yalana başvuranlar.
Yani "Gerçek Öznenin" varlığını, isteklerini önemsizleştiren, haddini aşanlar.
💯 I agree the same. We have been dehumanized as emotional violence as women's power and physical violence as men's power. Now physical violence has been received from men. Men also do not yet fully understand emotional violence. Men in very bad shape. I hope one day we can all start living as human beings. Without using any force on each other.
Açıksözlü olmakla hakaret, kırıcılık arasında fark olduğu söylenir genelde. Vah vah, Tüh tüh diye acırlar bu insanlara..
Çünkü;
Açıksözlü olmayanlar, düşünceli insanlarmış. (!) Düşünüp konuşuyorlarmış. İnsanları kırmamaya çalışıyorlarmış. İnsanlara değer veriyorlarmış. Yüce (!) insanlarmış.
Hepsi palavra. (BENCE)
Kimsiniz de düşünüyorsunuz. Haddinize mi insanların bir şeyi hakaret olarak görüp görmediğine karar vermek?.
Haddinize mi insanların neye kırılıp kırılmayacağının kararını vermek?
Düşüncelisiniz ya. (!)
Haddinizi aştınız diyelim. Empati (!) yaptınız. Sonra ne yapıyorsunuz?
Tabi ki yalan söylüyorsunuz. (kıvırmak).
Yalanın beyazı olmaz. BENCE.
Hani çok düşüncelisiniz ya.
Empati yapıyorsunuz.
Peki empatinizde "bu yalanları" duyduğunuzda mutlu mu oluyorsunuz? Önemsendiğinizi mi hissediyorsunuz?
Kırmamak için ne kadar yalana göz yumuyorsunuz?
Tamam. Diyelim mutlu oluyorsunuz.
Peki başkalarının bu yalanlardan mutlu olacağı hadsizliğiniz sonrasında ne oluyor?
Yalancı olduğunuz için hayatınızdan çıkacak kişiler de oluyor.
Dürüst olduğunuzda hayatınızdan çıkan kişiler olduğu kadar yalancı olduğunuzda da hayatınızdan çıkan kişiler oluyor.
Yani konu sizin neyi tercih ettiğiniz ve karşı tarafın ne beklediği.
"Dürüst olduğum için hayatımdan çıktılar" da diyebilirsiniz.
"Ben onu çok önemsemiştim. Ama bunu anlamadı, o yüzden gitti" de diyebilirsiniz.
"Dürüst olduğum için hayatımdalar"
"Yalancı olduğum (düşünceli) için hayatımdalar"
biçiminde de ortaya çıkabilir.
İki taraf da kendini haklı görüyor..
Bu yüzden çok da umursamamalı.
Aynaya baktığında kendinden utanmamalı.
Kaç milyar insan var.
Dürüstlük isteyenler de yalan isteyenler de bir şekilde buluşur :)
Yes. I guess like you said.
Thank you. I will review the Paleo diet 🫂🫂🫂🫂🫂
I can't diet.
There are too many on the list given by dietitians. :))
They say 3 main meals, 3 snacks.
I live with 2 main meals and sometimes 1 snack.
Who lives in the virtual world?
Those who see what is happening in the country and the world and live as if they have not seen it?
Are those who react to them online?
I hope 🙏🤗🫂🥰🍀💙


