Avatar
Zepochka
a10086b044de7381d245984d850cf1744045a56349227327a5af2432d158038e

İran bölünüyor.

That's what i call a progress!

Komünizmde bitcoin'e yer olmadığı ne zaman anlaşılacak acaba

I see no leftist whose views will lead us to freedom.

Replying to Avatar Vezire

1651, Osmanlı İmparatorluğu.

Ben Kösem Sultan.

Sizlere birçok şey anlatabilirim, bin nasihatte bulunabilirim; ancak bugün öldüğüm günü anlatmak istiyorum.

Vücudum toprağa karıştıktan sonra kimseye anlatamadım ve şimdi ahirette, kapkaranlık bir yalnızlıktayım.

Öldüğüm gün, torunumu öldürmeye niyet etmiştim. O akşam saraydan uzaklaşmak istedim. Sanki uzaklara gittikçe yaşanacak katlin benimle olan alakası zayıflayacaktı. Emri ben verdim, ama sarayın dışında, gecenin karanlığında, kalabalığın içinde saklanırsam, kendi kabahatimden kaçabileceğimi sandım.

Yüreğim daraldı. Herkes iftarını yaparken hizbime haber salıp saraydan çıktım. Haliç’in kıyılarına kadar indim.

Beni bekleyen kayıkla karşıya geçtim.

İstanbul halkı iftarını tamamladığında ben de Galata Mevlevihanesi’ne varmıştım.

Adem Dede’nin yanına gittim. Adem Dede, Murad’ımı sevmezdi. Onun saltanatı boyunca herkese, “Zulüm toprakta güçlü kökler salar, ama korku yalnızca geçici bir gölge yaratır,” diye nasihatte bulunurdu. Şimdi ben de yerin bin kat altında, o zulmün saldığı köklerle çürüyorum. Artık Adem Dede’yi anlıyorum. Ölüm, insanı hidayete erdiren en büyük hakikatmiş meğer.

Birbirimizden habersiz olmamıza rağmen, o akşam torunumun infazından kaçmak için yine onun kapısına geldim. Tüm gün nereye gitsem diye düşündüm; gidecek hiçbir yerim, saklanacak hiçbir köşem olmadığını fark ettim. Kendimi hiç o kadar aciz hissetmemiştim. Koskoca cihanda, Topkapı Sarayı’ndan başka gidecek yerim yokmuş. Saray bile o an bana koca cihanın içinde küçücük bir ceviz gibi göründü.

Bir anlığına seyyah bir kalender olmayı, cihanı gezmeyi diledim. O an aklıma Adem Dede geldi; kapısına geleni asla geri çevirmezdi.

Galata Mevlevihanesi’nden içeri girince ilk onu gördüm. Çok şaşırdı, hemen buyur etti. “Sind’den, Tebriz’den, Buhara’dan misafirlerimiz geldi,” dedi. “Ramazan ayını İstanbul’da geçirmek isteyen pek çok ziyaretçimiz var; buyurun sizler de geçin. Musiki birazdan başlayacak.”

İçim içimi yiyordu; acaba torunum çoktan maktul olmuş muydu?

“Adem Dede, sizlere bir sualim var; ne olur affedin,” dedim. “Allah’ın yolundan ayrılmış bir kul kapınıza gelse, ona ne söylerdiniz? Allah’ın yoluna dönmesi için hangi nasihati verirdiniz?”

Adem Dede bana döndü, gözlerime baktı: “Bakara Suresi’nde buyurulmuştur ki: ‘Yüzünüzü nereye dönerseniz dönün, Allah oradadır. O her şeyi kuşatan ve her şeyi bilendir.’ Yani Sultanım, Allah’ın kuraltanımaz kulları ne kadar yoldan çıktıklarını sansalar da, herkes eninde sonunda yine Allah’a döner” dedi.

Bu sözleri işitince içimi hem büyük bir endişe hem de büyük bir ferahlık kapladı. Gözlerimi kapattım. Sanki o an, sabah ezanı okunmadan öleceğimi anlamıştım.

Bu sözleri işittikten kısa bir süre sonra, ben de Allah’a döndüm.

2023, Türkiye

Ben Savaş Cebeci

Ben bir bodybuilderım.

Yıllar boyunca kaslarımı çelikleştirdim, kalbimi taş ettim. Gücün, adaletin yerini aldığına inandım.

Ama o gün, evet, o gün, yumruk değil, kibir yedim.

Sahneye çıktığımda alkışlar gökyüzüne yükseliyordu. Herkes benden zafer bekliyordu; ben de öyle.

Oysa o alkışlar, insanın kulağına en sinsi dualardır. Çünkü seni yüceltirken içinden bir parça eksiltir.

İlk darbeyi hissettiğimde bedenim değil, zihnim sarsıldı.

“Bu bana olamaz,” dedim.

Ama oldu.

Her darbe, bir günahın kefareti gibiydi.

Yere düştüğümde ne kadar kas yaparsam yapayım, gururun kaslara hükmedemediğini öğrendim.

Bedenim ağırlaştı; ama asıl ezilen şey, kendime olan inancımdı.

Bir an sustu kalabalık.

Sanki zaman da utanmıştı.

O sessizlikte içimden şu geçti:

“Bunca yıldır çeliği yoğurdum, ama kalbimi hiç terbiye etmedim.”

O an anladım: 70 kilo birinden de dayak yiyebilir mişim.

Asıl dövüş, insanın kendi nefsiyledir.

Ve ben o gün, ilk kez gerçekten yenildim.

Yere düşerken gözlerim kapanıyordu;

Bir ses duydum içimde, sanki biri fısıldadı:

“Yüzünü nereye dönersen dön, hakikat oradadır.”

O an rahatladım.

Artık güçlü görünmeye ihtiyacım yoktu.

Çünkü sonunda gerçekten insandım.

Şairlikle çok haşır neşir bir de. En fazla gazele sahip 1 ya da 2. Şair yanılmıyorsam.

Kanuni cidden ya çok romantik ya da duygusal olarak yönetmesi kolay bir insanmış.

Burnu fındık, ağzı kahve fincanı.

Şeker mi şerbet mi? Bal acem kızı.

Türküler içinde en beğendim en tatlı benzetmelerden biri

Replying to Avatar Vezire

1520, Osmanlı İmparatorluğu

İstanbul’a götürüleceğim ve yeni padişahın haremine hediye edileceğim Kırım Sarayı’nda duyulduğunda, diğer cariyeler kıskançlıktan yumruklarını sıkıyor, tırnaklarını avuç içlerine batırmaktan ellerini neredeyse kanatıyorlardı. Daha az fesat olanlar ise ne kadar şanslı olduğumu söylüyor, İstanbul’un güzelliği üzerine şiirler okuyorlardı. Ah, keşke onlara, benim yerimde olmak için hülyalara dalmalarına gerek olmadığını söyleyebilseydim.

Kırk gündür İstanbul’dayım; Eski Saray adlı bir cehennemde. Sarayın etrafı yosun tutmuş, küf kokulu surlarla çevrili. Bahçedeki güller, sümbüller ve laleler bu kokuyu bastırmaya yetmiyor. Geldiğimden beri İstanbul’a dair görebildiğim tek şey gökyüzü; o da Kırım’daki ya da dünyanın herhangi bir yerindeki gökyüzünden farklı değil.

Cariyelerin, hele de acemi cariyelerin, surların dışına çıkması katiyen yasak. Şu zamana kadar dışarı çıkabildiğine şahit olduğum tek kişiler padişahın validesi ve kız kardeşleri. Onlar da sultanı ziyarete Topkapı Sarayı’na gider, bir iki gün kalıp dönerler. Sultana sunulan cariyeler de Eski Saray’dan çıkarak Topkapı’ya gidebilir; ancak henüz sultanın has odasına kabul edilen bir cariye olmadı.

Dediklerine göre padişahın Manisa Sarayı’nda bir hatunu varmış ve ona çok bağlıymış. Bir de şehzadeleri olmuş. Padişahın hatunu ve oğlu, Eski Saray’a yerleşmek üzere Manisa’dan yola çıkmışlar.

Devleti Âliye’nin geleneklerine göre hanedanın kadınları Eski Saray’da yaşarmış. Osmanlı’da kadın olmak, ceza ile ödüllendirilmek gibi; zira Eski Saray, kubbesi gökyüzünden olan bir zindandan farkı yok.

Ben, Rutenyalı Aleksandra; kâinat şahidim olsun ki bu esaretim bir gün nihayete erecek.

Mahidevran 🖤

Fuck that! Who wants to run an app on bitcoin network? It's just stupid. I hope community will switch to knots instead of using these core cocks.

Yeah me too. But when i do, it's generally a long last minarchist government with fixed supply currency.

i have a dream (a long last minarchist government with fixed supply currency)

People fail to realize that value isn’t subjective. It’s objective. If everyone on Earth agreed that tree leaves were money, then they would become money. So nothing backs anything actually. Just people.

Estetik standartlar... 55 yaşında göbekli bi amca sanatını icra etse özel hisseder miydin?

Türkiye standartlarında çekilmiş en iyi sahnelere sahip dizi bence. Kesinlikle izlemeye değer.

Çaylarını içmişliğim vardır. %11 solculuk oradan geliyor.

Nostr protokolü ve bitcoin whitepaper'ı kendi kendine oluşmadı. Birisi ortaya bir fikir atıyor ve bunu gerçekleştirmek için çabalıyor. Ona destek olmak isteyen insanlarsa destek oluyorlar. Nostr, bitcoin, linux hepsi bu şekilde ortaya çıkıp büyüdü. Benim eleştirilerimi senin de yapman normal çünkü dediğim gibi bence sağ anarşizme daha yakın bir insansın sadece farkında değilsin diye düşünüyorum. Kısaca bireysel özgürlükler toplumsal özgürlüğe, refaha ve gelişime yol açıyor ama toplumsal özgürlük, eşitlik gibi kavramlarla yola çıkılınca bireysel özgürlük baskılanıyor. Bu baskılandığı için toplum gerçekten özgür olamıyor. Şimdiye kadarki sol iktidarlar da bunu kanıtlamıştır zaten.

Btc:

You: Finally i am rich!!!

Government: Nice, give us all your btc.

You: NOOOOO!!

Monero:

Government: Do you have any coins?

Monero guy: uhh, no?

Government: dang it. ok then.

Monero guy: 😎💰💰💰

Qbit is a QT app. No one wants to run a Qt app unless you are an enemy of the diamant the sage!